Monthly Archives: Mayıs 2013

‘Unutamadıklarımız’

Standard

 

dayım profil

Prof. Dr. Ziya Gökalp ÖZELGİN (1933-1989)

‘Ziya Gökalp ÖZELGİN 1933 yılında Malatya’da doğmuş, ilk tahsilini Malatya Cumhuriyet İlkokulu’nda , orta ve lise tahsilini Malatya Lisesinde yapmış ve 1951 yılında İ.T.Ü. Makina Fakültesi Uçak Bölümüne girerek 1956 yılında mezun olmuştur. Mezuniyetinden hemen sonra Ekim 1956 ile, Ağustos 1957 tarihleri arasında Belçika’nın Bürüksel şehrinde bulunan ve tarihte “Centre de Formation en Eerodynamique Experimentale” ismiyle ve günümüzde “Von Karman Enstitüsü”ismiyle anılan araştırma merkezinde ikinci yarıyıl “Deneysel Aerodinamik” konusunda çalışmış ve bu çalışması bir diploma ile belgelenmiştir.

Belçika’dan dönüşünden sonra Kasım 1957 de İ.T.Ü. Makina Fakültesi Uçak İnşaatı Kürsüsüne girerek çalışmaya başlamıştır. Fransa Hükümeti’nin ülkemize tanıdığı bir burstan faydalanarak 1961 yılı içinde Fransa’ya gitmiş ve altı ay süreyle “Sud-Aviation” isimli uçak fabrikası ile “SNEGMA” isimli uçak motor fabrikasında uçak yapımı ile motor yapımı konusunda kurs görmüştür.

Mart 1963 ile Nisan 1965 tarşhleri arasında askerlik görevini yapmıştır.

Kasım 1966 tarihinde “Köşe İçinde Kenar Tabaka” konulu doktorasını vererek “Doktor Mühendis” payesini almıştır. Kasım 1972 tarihinde “Tepkili Bir Nakliye Uçağının Rantabilite Etüdü ve Performanslarının Ekstremum Değerleri” adlı doçentlik tezi ile Üniversite Doçentlik ünvanını almış ve 5.1.1973 tarihinde de Uçak İnşaatı Kürsüsü’ne eylemli doçenç olarak atanmıştır.

Prof.Dr.Ziya Gökalp.ÖZELGİN 17.4.1979 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan  22276 Sayılı Karar ile Uçak İnşaatı Kürsü Profesörlüğü’ne atanması onaylanmıştır. Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi’nin kuruluşunda aktif rol almış, Uçak Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Uçak İnşaatı Anabilim Dalı Başkanlığı yapmış. Havacılık konusunda başta bilimsel yayınları ve öğrencilere uzun süreen beri okutageldiği Aerodinamik, Uçak Dinamiği Stabilite ve Kontrol gibi konularda katkılarıyla unutulmaz izler bırakmış yerinin doldurulması mümkün olmayan soğuk kanlı, uyumlu, becerikli, hoşgörülü, havacılığın gelişmesinde cansiperhane çalışan büyük bir bilim adamıydı.’

Yukardaki yazı, İTÜ Uzay ve Uçak Bilimleri Fakültesinin ‘ Unutamadıklarımızdan’ bölümünden alınmıştır.

http://www.uubf.itu.edu.tr/Icerik.aspx?sid=10934#gozelgin

Çok değerli büyüğüm Ziya Gökalp Özelgin’i 29 Mayıs 1989 da kaybetmiştik.

Mekanı cennet, ruhu şad olsun.

Sevdiğiniz  insanların sizde bıraktıkları değer asla kaybolmuyor üzerinden kaç yıl geçmiş olursa olsun!

Görsel

Bu fotografı bulabilmek için neredeyse büyün arşivi taradım, ablam her zamanki gibi çok tatlısın, o kadar aradıktan sonra vazgeçemedim, sakın kızma bana:)

 

Reklamlar

BEN!

Standard

Türkçe sondan eklemeli bir dildir.Yani kullandığınız fiili doğru çekerseniz 1.tekil şahıs olduğunu anlatırsınız, örneğin GELİYORUM da olduğu gibi, başına BEN GELİYORUM demek zorunda değilsiniz. İngilizce böyle değildir mesela, İtalyanca ise Türkçe gibidir.

Peki…bu BEN olgusu nasıl ve ne vakit bu kadar kuvvetleniyor? insanın hangi zaman dilimde, yoksa doğmadan önce mi başlıyor bu EGO!!!

Görsel

Albert amcam yukarda demişki; Ego ile bilgi arasında ters orantı var, ne kadar EGO nuz yüksek ise BİLGİ seviyeniz o kadar düşük, BİLGİ seviyeniz ne kadar yüksek ise o kadar EGO nuz düşüktür.

BEN ile başlayan cümlelerimiz ne kadar yoğun! ve bir anlamı yok sizden başkası için, sonuçta herkes kendi yoluna gidecek, herkes kendi BEN iyle ilgili çünkü…

Görsel

Şaşırtıcı bir şekilde bu farkedilemiyor ve yola devam ediliyor, belki de bu şekilde hayatda kalabiliyoruzdur.

Ama aslında hiç var olmayan bir durumda bile sırf BEN im hayalimdi, diye kaybedince üzülebiliyorsanıZ bu işte bir terslik var galiba…Zaten hiç var olmamıştıki? Bir hayali bile bu derece sahiplendiren bir EGO…

Görsel

Biraz çoğul şahıslara geçmekte fayda var sanırım.

BİZ…SİZ…ONLAR…

Her zamankinden mi olsun?

Standard

Her zamanki alışveriş merkezi.

Her zamanki otopark yerini bulma çabası.

Her zamanki restaurant.

Her zamanki masaya oturma telaşı.

Her zamanki parfüm.

Her zamanki yemekler.

Her zamanki kahve.

Her zamanki kıyafetler.

Her zamanki hayaller.

Her zamanki şehir.

Her zamanki insanlar.

Alışkanlıklar…

Peki birde şöyle düşünelim, birşey oldu ve hafıza kaybına uğradınız.

Eskiden vegeteryandınız örneğin, bir bakıyorsunuz yeni siz ete bayılıyorsunuz.

Artık her zamanki siz değilsiniz…

O zaman önceki yaptıklarınızın ne kadarını isteyerek yapmıştınız?

Ben söyleyeyim, tekrar aynı her zamankileri buluyorsanız isteyerek yapıyorsunuzdur.

Hadi tam mevsimindeyiz, bir bahar temizliği şart alışkanlıklara.

Eleyin bakalım hatırlamadıklarınızı, bakalım hangileri geri gelecek?