Monthly Archives: Şubat 2013

Halep Pasajı

Standard

256885_360_480

Cercle D’orient binasının hemen komşusu, biraz daha Galatasaray’a yaklaşıyoruz. Yaklaşık 10 haftadır en üst katında My Dance’ e gittiğim yer. Pasaja girdiğinizde tam karşınıza Cafe Crepen çıkıyor, gece belirli bir saatten sonra pasaja girseniz yada Cafe Crependen çıksanız pasajın girişini tanıyamayabilirsiniz. Kırmızı halılar ve meşaleler…

kamil

Halep pasajı şu ana kadar belirttiğim 2 binadan farklı olarak, kanlı canlı olarak hala ayakta ve ona dokunma mesafesinde. Tabi ki her zaman olduğu gibi farkında olan yüreklere…

Pasaj kelimesinin manasını bile unuttuk sanırım alışveriş merkezleri furyasından sonra, laf aramızda yeni nesil biliyor mudur acaba?

Çok kısa tanımlayalım o zaman; burada kast ettiğimiz pasajın sözlük anlamını” içinde dükkanlar bulunan, üzeri kapalı yada açık çarşı.”

İstiklal caddesi tam bir pasaj cenneti,  Halep’ in hafif karşı çapraz komşusu Atlas Pasajı, daha aşağıda Çiçek Pasajı, Aznavur Pasajı, Suriye Pasajı, Avrupa Pasajı hemen aklıma gelenler, daha sırada onlar da var, çok çalışmam gerek… çoook 🙂

Sakin, derin nefes devam…

beyoglu

Peki neler var Halep pasajının içerisinde;

Ferhan Şensoy 1989 da restore ettirrerek gunumuze kadar ulaştırdığı Ses Tiyatrosu- Orta Oyuncalar Tiyatrosu,

ferhan sensoy

Beyoğlu sineması, takıcı, 2.el kostum dükkanları, çanta, t-shirt, Maya Sahnesi ( 27 Şubat da Üstü Kalsın ile Cemal Süreya nın şiirlerinin eşlik ettiği gösteri var, ilgilenenlere duyurmak istedim ki kendisinin şiirlerini pek severim:) ) ,Biletix Gişesi ( nispeten daha sakin oluyormus kimse bilmediği için) ve Uykusuz Dükkanı…

Ses Tiyatrosu önemli dip notu: 87 yıl tiyatro, 17 yıl sinema olarak kullanılmış, halen Ferhan Şensoy-Orta Oyuncular Tiyatrosu.

Ve elbette içerisinde yer alan Beyoğlu sineması, öyle ki pasajın adı 1950 lerden sonra, Beyoğlu pasajı olarak bilinip bazı dimağlarda hala o şekilde kalmış.

Bina 1885 yılında Hristiyan Arap  Hacar ailesi  tarafından inşa edilmiş ve her devirde sanatsal faaliyetlerin mekanı olmuş.

Mimarı Campanaki.

halep

Burada, Beyoğlu’nun orta yerinde bir zamanlar hokkabazların numaralarını, at binicilerinin kıvrak hareketlerini sergilediği, uçuş gösterilerinin yapıldığı bir sirkin olduğunu duymak şaşırtabilir insanı. Halep Pasajı’nın arka kısmında önceleri ahşap bir yapı olan ‘Varyete’, diğer adıyla ‘Pera Sirk Tiyatrosu’ bulunuyormuş. 1889 yılında tiyatro ve opera gösterileri için tekrar elden geçirilen yapı, Cumhuriyet döneminde Fransız Tiyatrosu adıyla anılmaya başlamış. 1963 lerde ise Dormen Tiyatrosu olarak kullanılmış.

 

odeon tiyatrosu

Haydi bu yazıyı okuduktan sonra İstiklale ilk gittiğinizde Halep pasajına bir uğrayın, size hoş sürprizleri olabilir…

Reklamlar

CERCLE D’ORIENT

Standard

Serkldoryan diye okunur.Kelime anlamı ‘Doğu Çemberi’ dir.

Cercle D'0rient

İstiklal caddesine kimlik veren binalardan biridir. Bu aralar İnci pastanesinin direnişi ve maalesef kapanmasıyla epeyce gündemdeydi, ama kararlar alınmış bir kere. Nasıl alınıyor ne oluyor anlamak mümkün değil, 1.dereceden tarihi eser olsa bile.

inci pastanesiinci iç                       HEPİMİZİN PROFİTEROLLERE BÖYLE BİR BAKIŞ ANIMIZ MUTLAKA VARDIR…

Bina genelde yakın geçmişe kadar emek sineması ve pasajı ile tanınıyordu, ve 50 yılı aşkın süredir aynı lezzetleri bize sunan İnci Pastanesi ile.

Başlık, aslında önceki zamanlarda içinde bulunan gece kulubunün adıdır. Şimdilerde bu kulübü Büyük Kulüp adıyla Çifte havuzlar tarafı sahil yolunda görebilirsiniz. Ama zamanla binanın adı ile özdeşleşmiştir.

buyuk kulup
Mimarı Alexandre Vallaury dir. Bu ismi bu kategoride yayınlanacak pek çok yapıda göreceğiz, ve aynı zamanda ilerleyince çeşme, konak, saray, kasır gibi yapılarda da karşımıza çıkacak Batı ve Osmanlı mimarlığını çok iyi bilip sentezleyen bir mimar.
Bu nedenle olabilir ki Cercle D’orient binası Eklektik tarzdadır, eklektik kelime manası olarak ordan burdan biraz demektir. Bu binada da Barok, Art Noveau, Yeni klasizm gibi tarzlar dikkatli gözlerden kaçmayacaktır.

vallauryemek
Binanın tamamlanma tarihi 1882-1883 olarak geçiyor.
İlk sahibi zamanın sarraf olan bir Ermeni ailesinin oğlu Abraham Eramyan.
Kronolojik olarak özetlemeye çalışayım daha net olacaktır hepimiz için:)
1900 başları;
Club: Cercle D’Orient
Odeon Tiyatrosu
1900 ortaları;
Büyük Kulup Cercle D’Orient
İnci Pastanesi Elsa Zgoridis
2000 başları;
İnci Pastanesi Elsa Zgoridis
Emek Sineması
Rüya Sineması
07.12.2012: Mahkeme kararı ile son tahliye edilen dükkan İnci Pastanesidir.
Binanın mevcut mal sahibi Sosyal Güvenlik Kurumu dur.
Kültür Bakanlığının onayı ile 2010 da ”338 ada 33 parselde yer alan, Cercle D’orient binası,Melek Apartmanı, İskeletinj Apartmanı, Emek sinemasından oluşan yapı bloğu yap-işlet-devret modeli ile 30 yıllığına Kamer İnşaat’a devredilmiştir”
Bahsi geçen firma karara göre Cercle D’orient binasının restorasyonunu yapacak, emek sinemasını ise yıkmadan üst kata taşıyacaktır.Nasıl mümkün olacağı meçhul???
Maalesef ancak ilerleyen günlerde tam olarak ne olduğunu anlayabileceğiz, konuyla ilgili bilgiler çok spekülatif.

emek iç 2emek giriş

YUKARDAKİ 2 GÖRÜNTÜ DE ŞU ANDA YOK, SADECE KİMİMİZİN HAFIZALARINDAYDI.

Not: Özellikle Elif için yazılmış bir yazıdır:)

http://maps.google.com

Barış Manço

Standard

1 Şubat 1999.Benim için yaşamdan silinmiş bir gündü. Hiçbirşeyin farkında değildim. Zorlu bir yolculuk yapmıştık ablamla birlikte. Annem ve sevgili babacığımı kmlerce uzaktaki bir kıtada bırakıp, geri dönüyorduk. Aktarmalı yapılan bir yolculuğun çekilmezleri, beklemeler, hastalığın verdiği moral bozukluğu, ayrılık, saat farkı buhranı, uykusuzluk…

Gecenin bir vaktiydi, günlerden 2 Şubat olmuştu artık. Uyuyamadım. Televizyonu açtım. Birden Barış Manço nun vefat haberi ile karşılaştım.

O dakika içimde eksilen boşluğun yeri farkettim ki hala dolmamış, insanın ailesinden biri vefat ettiğinde burnu sızlar, bağazına bir düğüm gelir oturur. ( benim öle olur hep ) Aynen ole hissetmiştim. Tanımadığı birini kaybedince insanın bunu hissetmesi biraz anormal karşılanabilir, ama demek ki o hep benim ailemden biriymiş. Pazar günlerimizin vazgeçilmezi idi. Yediden yetmişyedeyiye, gezi programları, şarkıları, yüzü, gülüşü, kıyafetleri, elleri, tarzı…

Seni çok seviyorum, Barış Manço, seni görmeyeli yıllar geçse de sen benim ailemden birisin hala…Bize bıraktığın eserlerinle yaşıyorsun kalplerimizde.

İstanbul Şantiyesine Hoşgeldiniz!!!

Standard

                                                                         taksim 1

Şantiyelerde, beyaz yakalı teknik personellerin ( inşaat mühendisi, mimar, elektrik mühendisi, makina mühendisi, tekniker, harita mühendisi vs.vs.vs gibi ) bulunduğu konteyner yada prefabrike yapılarda dönen bazı kemikleşmiş tabirler vardır. Örneğin, birisi gelir konteyner kapısının önüne, bulmak istediği kişiyi orada göremeyince, odada bulunan gene meslekten arkadaşa sormak ister; ”İpek Şef nerede” ( genelde erkek hegamonyası altında bulunan bu tabirleşmeleri en azından kendi adımı kullanarak kırmak istedim:) İpek Şef ile aynı konteynerda çalışan iş arkadaşı onun nerede olduğunu bildiğinden; ”SAHADA” şeklinde cevap verir.

Dün akşam Taksimde, oteller bölgesi tarafından meydana doğru yürüyerek geçerken, yoluma bulmak üzere oradan oraya savruldum. Yol düzenleme çalışmaları nedeni ile ortalık tam bir şantiyeye dönmüş. Yakın bölgelerdeki bir çok dükkan kapanmış, ne yapsınlar? Dönüş saatinde bile ortada kepçe, kırıcı delici aletler, ustalar, kazmalar, kürekler…Şöyle bir sahne gördüm, 1.00 mt ara ile kazılmış bir çukur ve toprak atan ameleler ve kestane arabasının üstünde satılmayı bekleyen kestane kebaplar…
Hele yaya akışını sağlayan o köprü.Baklavalı sac puntalanmış yer kaplaması, korkuluk olarak ise, oluklu galvaniz sac sağlı sollu  insan boyuna aşan şekilde levha kaplamaları.Aşağıdaki çalışmalar görülmemeli!!!
Halbuki güvenlik önlemleri alınmak kaydıyla ( 10+10 mm lamine temperli cam olabilir mesela )geçici bile olsa oraya şık bir köprü tasarlansaydı, sağ ve sol duvarı cam olsaydı, insanlarda geçerken gün be gün yapılan çalışmaların ilerlediğini görüp sevinselerdi.Malum takip etmeye çok alışık bir toplumuz. Ama olmaz, her şey illa antiestetik olacak, çalışmalar 1 yıl sürecek, ne yapalım beklesin biraz İstanbullular, hizmet getiriyoruz işte.Anlayış bu.
Başka bir nokta da,ciddi güvenlik problemleri var. Bugün Şantiyelerde olması gereken asgari güvenlik önlemleri bile alınmış değil.Her gün oralardan geçen herkese aşırı derecede dikkatli olmasını önermek isterim.

Çok uzattım, yürürken aklıma gelen soru şuydu; İstanbullu vatandaşlar nerede? cevap: SAHADA!!!

Umarım bir gün belki çocuklarımın çocukları ya da onların çocukları mı desem? şantiye şehri İstanbuldan kurtulmuş olurlar. En azından merkezde.

taksim 3taksim 2